sitene mouse kodu ekle - kral oyun
her hakkı saklıdır - 2010
®

   
  BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR
  OLİMPİYATLAR
 
MODERN OLİMPİYATLAR
Baron Pierre de Coubertin’ in 1896 yılında öncülüğünü yaparak başlattığı, Modern Olimpiyat Oyunları bugün tam 106 yaşında. Modern Olimpiyat Oyunları’ndan önce Yunan Olimpiyatları’na benzer çeşitli oyunlar organize edildi. Ama hiçbiri devamlılık ve evrensel nitelik kazanmadı.Munc Wenlock Olimpiyat Oyunları 1850’da İngiltere’de yapıldı. Yunanistan 1830’ da Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrıldıktan sonra 1937 yılında yayınlanan bir kraliyet fermanı ile atletik olaylara endüstriyel sergilerin bir parçası olarak yasal statü kazandırılmıştır. Evangelos Zappas’ın verdiği mali destek ile ancak 1859 yılında koşu, disk, cirit,tırmanma ve güreşin yapıldığı Zappas Oyunları düzenlenmiştir. Daha sonra 1870, 1875 ve 1888 yıllarında da bu organizasyonlar gerçekleşmiştir.
Daha öncesinde 17. yüzyılda yine İngiltere’de Costwold Olimpiyatlarından söz edilmektedir. Bunun tarihi kesin olarak belli değildir. İngiliz Avukat Robert Dover, Kral I.James’in iziniyle ilk Costwold Olimpiyat Oyunları’nı Chipping Camden yakınlarında bir tepede düzenledi. Burada esas karşılaşmalar her ne kadar o dönemler Eski Yunun uygarlığına duyulan bir beğeni söz konusu olsa da İngiliz usülüydü. At yarışları, köpek ve tazılarla av gibi. Ayrıca, koşu, atlama, cirit ve çekiç atma,sopa ve çomak ile eskrim,güreş ve incik tekmeleme. Karşılaşmaların büyük bölümü asillerden, işçilere kadar herkese açıktı. Şampiyonlara sarı kurdelalar takılırdı. Karşılaşmalara ek olarak dans ediliyor, şarkılar söyleniyor, küçük tiyatro oyunları sergileniyordu.1636 yılında Dover ve oyunları için bir antoloji basılmıştı. 1644 yılındaki iç savaş, 1652’deki Dover’ın ölümünden sonraki iki kesinti hariç her yıl düzenli olarak yapıldı. 1660’da yeniden başladı. 1852’ye kadar kalite düzeyi her yıl değişti. Daha sonraları modern olimpiyatlara duyulan ilgi 1965’de Robert Dover Oyunları Derneği’nin kurulmasına yol açtı.
Bunlar olimpiyatların canlandırılmasına yönelik tek olaylar değildi. 1770’de Paris Champs de Mars’da, 1779’da Almanya’da Wörlitz-Dessau’de, 1830’da Polonya’da Posnan’da Grand Duchy’de,1834 ve 1836’da İsveç Ramlösa’da, 1844’de Montreal’de, 1853’de New York Franconi Hipodromu’nda ve 1893’de San Fransisco’da oyunlar düzenlendi.
Modern Olimpiyat Oyunları’nın gerçek meşalesini yakan Baron Pierre de Coubertin eski Yunan olimpiyatlarına hakim olan düşünceyi modern çağa uydurdu. Coubertin, Antik Olimpiyatlar’da kazanmak herşey iken, modern olimpiyatların felsefesini katılmak üzerine kurdu.
Antik Olimpiyatlar dini kökenli iken, modern olimpiyatlar laik nitelikli oluşturuldu.
Antik Olimpiyatlar’daki sadece hür Yunanlılar’ın katılabildiği ırkçılığı , modern olimpiyatlarda ortadan kaldırıldı. Uluslararası bir nitelik getirildi. Dil,din,renk, ırk ayrımı ortadan kaldırıldı.
Sadece erkeklerin katılabildiği Antik Olimpiyatlar yerine, kadınların da katılabildiği bir Modern Olimpiyatlar gündeme getirildi.
Sadece bir tek yerde dört yılda bir yapılan Antik Olimpiyatlar yerine, dört yılda bir dünyanın çeşitli ülkelerinin birinde yapılan Modern Olimpiyatlar doğdu.
Özet olarak Coubertin’in modern olimpiyatları bir devrim niteliğini taşıyordu.
Modern Olimpiyatlar 1896’ da Atina’ da başlatıldı. Bu Olimpiyatların başlatılması kararı 23 Haziran 1894’ de Paris Kongresi’ nde alındı ve bu karar ile birlikte UOK (Uluslararası Olimpiyat Komitesi-IOC) kuruldu.
 
İLETİŞİM YÖNÜNDEN  
OLİMPİYAT OYUNLARI
Olimpiyat Oyunları’nda iletişim, basın ve yayın açısından yaşanan ilkler aşağıdaki gibiydi.
1906 Atina’da yapılan Ara Olimpiyatlar’da ilk sinema kayıtları yapıldı.
1908 Londra Olimpiyatları’nda ilk defa telgraf ile haberleşme kullanıldı.
1912 Stockholm Olimpiyatları’nda ilk defa fotoğraf bürosu kuruldu.
1924 Paris Olimpiyatları’nda Uluslararası Spor Yazarları Birliği kuruldu.
1928 Amsterdam Olimpiyatları’nda ilk defa radyo yayını Hollanda içinde yapıldı.
1932 Los Angeles Olimpiyatları’nda tüm Amerika kıtasına ilk defa radyo yayını yapıldı. Ayrıca 1500 amatör radyocu oyunları bütün dünyaya anlattı.
1936 Berlin Olimpiyatları’nda ilk televizyon yayını yapıldı.
1956 Cortina Olimpiyatları’nı 6 milyon kişi televizyondan izledi.
1960 Roma Olimpiyatı bütün Avrupa’ya canlı televizyon yayını yapıldı.
1964 Tokyo Olimpiyatı uydu yayını ile ilk kıtalararası televizyon yayını yapıldı.
1968 Meksiko Olimpiyatı uydu yayın ile ilk kıtalararası canlı yayın yapıldı.
 
ANTİK ÇAĞDA OLİMPİYATLAR 
Olimpiyatlar antik çağda, M.Ö. 776 tarihinde Yunanlılar tarafından başlatılmıştı. Ve bu “Antik Olimpiyatlar” hiç kesintiye uğramadan Yunanistan’ ın Peloponnes Yarımadası’ nın Güneybatısındaki eski Olimpia’ da tam 1200 yıl boyunca devam etti. (Özünde Yunan Birliği’ ni sağlayıcı nitelikleriyle Olimpia, Pythia, Nemea ve İsthmia oyunları dört taneydi.) Pythia Oyunları tanrı Apollon adına önce 8 yılda bir, daha sonra da dört yılda bir Delfi mabedi civarında M.Ö. 586 yılından itibaren düzenlenmeye başlamıştır.  
Önceleri kültür ağırlığı olan bu yarışmalarda daha sonra M.Ö. 498 yılından itibaren spor yarışmaları ağırlık kazanmaya başlamıştır. Yarışmacılara defne dalı armağan olarak verilen oyunlardı. 
Nemea oyunları M.Ö. 571 yılından itibaren iki yılda bir Herakles adına düzenlenirdi. Galip gelenlere sarmaşık dalından yapılmış, çelenkler verilirdi. 
Isthmia Oyunları M.Ö. 583 yılında Posedion adına , Korent geçidindeki Isthmus şehrinde düzenlenir ve yarışmacılara çam dalından çelenkler verilirdi. Yazılı Belgelere göre Antik Olimpiyatların başlangıcı Olimpia’da ve tarihi de M.Ö. 776 olarak kabul edildi. O tarihten itibaren şampiyon olanlar hakkında tutulan kayıtlar günümüze kadar gelmiştir. Bu olimpiyatlarda sadece erkekler yarışırdı. Çıplak yarışan sporcuları, kadınların izlemesi yasaktı. Sadece rahibeler izleyebiliyordu. M.Ö. 776’da yılında yapılan tek bir stadium, sürat yarışı yapılmıştı. M.Ö. 724 yılında diaulus yarışı eklendi. 1 diaulus, 2 stadion/stadyum mesafeydi. M.Ö. 720 yılında ise dolichus yarışı eklendi. 1 dolichus, 24 stadion-stadyum mesafeydi. M.Ö. 705 yılında güreş, M.Ö. 688 yılında boks ve M.Ö. 680 yılında da pantration-pankreas eklendiği görülmektedir. Elis Kralı Iphitos, Sparta kralı Lykurg, Pisa Kralı Kleosthenes M.Ö. 776 yılında yapılan ve bir disk üzerine kazılan anlaşma metnine göre Olimpia kutsal bir yer sayılacak. Oraya silahlı girilmeyecektir. Tersine bir hareket tanrıları inkar anlamına gelecektir. Ayrıca, barışın devamının sağlanması için Zeus adına şenlikler düzenlenecektir. Şenliğin düzenlenmesi önceleri her sekiz yılda bir sırayla yapıldı. Daha sonra M.Ö. 644 yılından, M.Ö. 576 yılına kadar Pisa kentince yapıldı. M.Ö. 576 yılında Elis ve Sparta kentleri anlaşarak Pisa kentini ortadan kaldırmış ve Pisalı’ların düzenlediği oyunları, anolypias(yapılmamış, olmamış olimpiyat oyunları) olarak ilan etmişlerdir. Elis kenti M.Ö. 420 yılında , Sparta’yı kuralları ihlal ettiği gerekçesiyle oyunlardan ihraç etmiştir. M.Ö. 431-404 yılları arasındaki Pelepones savaşları kent devletleri(site devletleri) arasındaki tüm inanç birliğini ortadan kaldırmıştır. Tanrı Zeus adına düzenlenen Olimpia oyunları ilk zamanlarda sadece bir gün sürmüştür. M.Ö. 486 yılından itibaren Persler’in istilası nedeniyle, Avrupa’nın değişik yerlerine ve Pelepones ‘e göç eden İyonyalılar’ın katkıları ile dinsel törenler ve seremonileri içine alarak 6 güne çıkmıştır. Yarışma galiplerine zeytin dalından çelenkler takılırdı. M.Ö. 486’da İyonyalılar’ın göçünden itibaren bu oyunlar dört yılda bir yapılmaya başlandı. Roma İmparatorluğu sonrası göçler, ekonomik zorluklar, istilalar olimpiyat şenliklerinin düzenli yapılmasını engellemiştir. M. S. 44 yılında Antakya’da olimpiyat oyunları yapılmaya başlanmıştır. M. S. 393’te Roma İmparatoru Theodosius, I. Papalığın simgesi olduğu gerekçesiyle Olimpiyatları yasaklamıştır. Her dört yılda Yunan şehir ve kolonilerinden çok sayıda insan Olimpia’ya gelirdi. O dönemler Olimpia eşsiz bir sanat, kültür ve tarih olaylarına tanık olurdu. İzleyenler sadece sportif etkinlikleri değil, devrin tanınmış tarihçilerini, şairlerini, şarkı sözü yazarlarını, heykeltraşlarını da izler ve görürlerdi. Ünlü heykeltraş Fidias orada bir atölye kurmuş ve dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen Zeus Heykeli’ni(Fildişi ve altından yapıldı) orada yapmıştı. Pindar en güzel şiirlerini, olimpiyat oyunlarını kazanan kahramanlar için yazmıştı. Plato orada konuşurdu. Herodot, Herodot Tarihi’nin bir kısmını orada okudu. Miletli Thales oyunları izlemek için oraya gitti ve orada öldü. Antik çağda spor “Kalos Kagathos” insanı yaratmayı hedeflemekteydi. Kısaca sporun o dönemdeki temel amacı “fiziksel ve ruhi güzelliğin uyumlu bileşimi” ne sahip insanı yaratmaktı. Oyunlar Yunan mitolojisinin yüce Tanrısı Zeus onuruna yapılırdı. Olimpia’ya gitmek , aynı zamanda Zeus’a ait en kutsal yer olarak kabul edilen Altis diye adlandırılan koruyu tavaf etmek demekti. Olimpia, geniş Alpheios nehrinin kuzey yakasında, Elis dağlarından çoşarak gelen Kladeos’la buluştuğu birleşme noktasının doğusunda verimli, yemyeşil bir ovada yer alıyordu. Yörenin üzerinde doğuya doğru, adını Zeus’un babasından alan ulu çamlık Kronion (Kronos) Tepesi vardı. Özünde oyunların bu kadar sapa bir yerde nasıl yapıldığı hep soru işareti olmuştur. Ama Antik Çağ’da Alpheios nehri ulaşımda kullanılıyordu ve Olimpia’ya hem denizden, hem de karadan ulaşılabiliyordu. Şair Pindar’a göre Olimpia, Yunan mitolojisinin süper kahramanı Herakles tarafından yaratılmıştı. Efsaneye göre Herakles koruda bir düzlük yaratıp, Altis’in sınırlarını çizmiş ve Zeus şerefine ilk oyunları başlatmıştır. Olimpiyat Oyunları’nın ilk yıllarında stadyum yoktu. Atletler start noktası olarak kumda çizilen bir çizgiyi kullanırdı. Bitiş çizgisi de Olimpiyat Oyunları Zeus onuruna yapıldığı için Zeus Tapınağı’na yakın bir noktadaydı. İzleyenler ise Kronion (Kronos) Tepesi’nin eteklerinde dururlardı. İlerleyen yıllarda stadyum da yapılmaya başlandı. Daha sonraki yıllarda M.Ö. 350 civarlarında şahane bir stadyum inşaa edildi. Bu stadyum Altis sınırları dışında yapıldı. Amaç oyunların dini törenlerin bir parçası olmasının dışında başlı başına da bir etkinlik olduğunu ortaya koymaktı. Stadyumdaki pist kilden yapılmıştı. Üzerine ince tabaka bir kum serilmiş ve düzeltilmişti. İki uca doğru konulan taş eşiklerle başlangıç ve bitiş noktaları belirlenmişti. Çevresini yarışmaları ayakta izleyen seyircilerin serinlemesi için yapılmış havuzcuklar oluşturan bir kanal çevreliyordu. Pistin uzunluğu 192. 28 metreydi. (Bu mesafe bir stadion-stadyum olarak kabul edilir) Bu mesafe için iki değişik yorum yapılır. Birisi Herakles’in ardı ardına 600 adım alması ile belirlendiği, diğeri ise Herakles’in bi mesafeyi bir nefeste koşmuş olmasıydı. Pistin güney ucunda bir hakem kürsüsü bulundu. Her ne kadar hakemler bitiş çizgisinde dursalar da, bu kürsü onursal bir yerdi. Altis’ten stadyuma 32 metre uzunluğunda bir giriş tüneli bulunurdu. Tünelin kullanımı sadece atletler ve hakemler içindi. Tünelin duvarları atletlerin yazdığı grafiti(duvar yazıları) ile dolardı. Stadyumun dışında M.Ö. II. yüzyılda bir de gymnasium(spor salonu) yapılmıştı. Burada iki koşu pisti bulunurdu. Atletler yağmurlu ve soğuk havalarda çalışmalarını burada sürdürürdü. Dövüş sporları ve atlama yarışmaları da palaistralar da yapılırdı. Olimpia’daki ilk palaistra M.Ö. II. Yüzyılda yapılmıştı. Arkada birkaç odası bulunan dört tarafı sütunlarla çevrili büyük bir avluydu. Romalı Mimar Vitruvius’un palaistra’nın özelliklerini yazdığı bilgilere göre Olimpia’da bulunan palaistra’nın 19 odasının çoğunun kullanım amacı belirlenmiştir. Ortak oda, yağ odası, pudra odası(bu zemini mermer olan tek odaydı, diğerleri sıkıştırılmış kilden yapılmıştı), soğuk banyo, kum torbası bulunan antrenman odası, atlama için uzun oda, güreş odası ve diğerleri. Eğer Olimpia 1766 yılında Society of Dilletanti(Sanatseverler Topluluğu) adına bir keşif görevi ile yöreye giden İngiliz teolog ve eski eser meraklısı Richard Chandler tarafından bulunmasaydı, bildiğimiz modern olimpiyat oyunları belki de hiç gerçekleşmeyecekti. Chandler, Pausanias’ın izini sürüp, bir yandan da yöredeki Türkler’e sorduğu birkaç soruyla, kendini tesadüfen Altis’te bulur. Ve kendini neredeyse tamamen gizlemiş yerleşmeyi, Zeus Tapınağı’nın duvarlarından tanır. 
GÜNÜMÜZDE OLİMPİA
Günümüzde Olimpia, Yunan Milli Olimpiyat Komitesi tarafından günümüze gelen kalıntıları çıkartılmış ve onun dışında orada bir Uluslararası Olimpik Akademi oluşturulmuştur. Bu akademi 16 Haziran 1961 tarihinde Yunanistan’da eski Olimpia’da olimpiyatların yapıldığı alana bakan Kronion(Kronos) Tepesi’nin hemen yanındaki vadide kuruldu. O tarihlerde eski olimpiyat stadyumunun arkeolojik kazıları tamamlanmıştı. Yine o tarihte Uluslararası Olimpiyat komitesi Atina’da toplanmıştı ve Uluslararası Olimpik Akademi’nin açılışına katıldılar. Bu Uluslararası Olimpik Akademi fikrinin babalarından Carl Diem Köln Spor Akademisi’den 100 jimnastikciyi oraya getirmişti. Onların açılışa katılımı ayrı bir hava yarattı. Bu oluşumunun ilk kurulma fikri 1938 yılında Profesör Carl Diem tarafından gündeme getirilmiş. Carl Diem ve John Ketseas akademi projesi ve gerekçelerini birlikte hazırlamışlardır. Ama teklif 1949 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi toplantısında John Ketseas tarafından gündeme getirilmiştir. Uluslararası Olimpik Akademi “Olimpiyat oyunları ve sporun tarihi;olimpizmin temel prensipleri ve olimpiyat idealinin manevi yönü;modern olimpiyat oyunları, olimpiyat hareketinin gelişimi” gibi konuları inceler. Bu konularla ilgili olarak her yıl Olimpia’da toplantılar yapılır. O toplantılara her ülkenin Milli Olimpiyat Akademileri’nden temsilciler katılır. Olimpia’ya çıkış yolu üzerinde bir de Olimpiyat Müzesi bulunuyor. Orada antik çağdaki spor oyunlarından kalan kullanılmış spor aletleri bulunmakta.

ANADOLU VE ANTİK ÇAĞDA
SPOR OYUNLARI
Anadolu toprakları üzerinde tarihin en eski uygarlıkları kurulmuştur. Anadolu değişik uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Anadolu’daki uygarlıkların kalıntıları, eski uygarlıklar ve antik kültürler, Anadolu’da Yunanistan’daki spor oyunlarından çok öncelere dayanan bir spor kültürü olduğunu göstermektedir. Aşağıda isimleri verilen antik kentlerde stadlar ve palestralar(spor salonları denilebilecek alanlar)  bulunmaktadır: 1. Afroddisias Antik kenti: Aydın ili yöresinde, 
2. Side, Perge Antik kentleri Xantos: Antalya İlimizin yöresinde, 
3. Hierapolis, Laudisies, Nissa Antik kentleri: Denizli İlimizin yöresinde, 
4. Pergamon Antik kenti: Bergama yöresinde, 
5. Efes Antik kenti: İzmir İli Selçuk yöresinde, Ülkemizin bu yörelerindeki, bu isimli antik kentlerde palestralar, elipsoid stadlar bulunmaktadır. Bugün Antalya ilimizin sınırları içinde Adrasan burnunda Asya kökenli Likya Uygarlığı(M. Ö. 15. yy) kalıntıları arasında antik palestralar, stadyumlar ve anfitiyartrolar bulunmaktadır. Buradaki antik kentin adı Olimpos’tur. Bu antik kentin 7 kilometre uzağında ve deniz seviyesinden 2150 metre yüksekliğinde mitolojide Kimera diye anılan, gerçekten jeotermal kökenli bir alev bulunmaktadır. Mitolojideki Belerefon veya Kimera efsaneleri, olimpiyat fikrinin doğuşunun bu bölgelerden çıktığını destekler niteliktedir. Efsanelerde her yıl Olimpos kentinin vatandaşlarından bir çift genç kız ve erkek “baç” olarak isteyen Kimera canavarını Pegasus adlı kanatlı atına atlayarak mızrağı ile canavarı yedi kat yerin dibine gömen Belerefon adlı kahramanın anısına, Olimpos kentine barış ve sükun getirdiği için heryıl Kimera alevlerinden tutuşturulan meşalelerle atletler Olimpos kentine doğru koşarlar ve bu anıyı yinelerlerdi. Özünde yadsınamayacak bir gerçek uygarlıkların birbirinden etkilendiğidir. Anadolu’da bilindiği gibi tarihin en eski uygarlıklarına ev sahipliği yapmış bir bölgedir. Burada kurulan uygarlıklar, o uygarlıkların kültürleri kendilerinden sonra kurulan birçok uygarlığın temelini oluşturmuştur. Bu da son derece doğal bir olaydır. Olimpiyat Oyunları’nın simgesi Olimpiyat Meşalesidir. Antalya’daki Olimpos’un tarihine baktığınızda Antik Olimpiyat Oyunlarının başladığı M. Ö. 776 yılından yaklaşık 7. 5 yüzyıl daha gerilere dayandığını görmektesiniz. Dolayısıyla o bölgedeki efsaneler ve kalıntılar Olimpiyatların vazgeçilmez bir parçası olan Olimpiyat Meşalesi Anadolu’muzdan esinlenmiş olabileceği veya çıkmış olabileceğini göstermektedir. Bu olasılık hiç de küçümsenemeyecek ve kulak arkasına atılmayacak bir olasılıktır. Ayrıca, Olimpia’nın yerel kahramanlarından biri olan Pelops’un mezarı ve tapınağı Altis’in içindeydi. Pelops’un doğudan geldiği düşünülürdü. Birçok kişi ilk atletizm karşılaşmalarının Küçük Asya’da(Anadolu) düzenlendiğine inanır. Antik çağda Anadolu’daki spor organizasyonlarını değerlendirdiğimizde ilk olarak karşımıza M. Ö. IX’uncu yüzyıldan beri devam eden Panionion Oyunları çıkar. Herodot Tarihi bu konuda şunları yazar: “Asyalı İyonlar’ın 12 şehir devleti bir araya gelerek Panionion adı altında bir birlik kurmuşlardı. Bunun yönetim merkezi Aydın’ın Kuşadası ilçesi Güzelçam köyündeydi. Ionia birliğine bağlı site devletleri müşterek oyları ile belirlenen Mykale Dağı’ndaki ortak tapınakları olan Panionion kutsal alanında heryıl kasım ayında Poseidon Helikonius onuruna oyunlar, şenlikleri Prieneli rahipler gözetiminde organize ederlerdi. Her türlü spor oyunlarının yapıldığı bu etkinlikler Pers saldırıları sırasında Efes’e taşınıp orada devam etti. Bu oyunların başladığı tarihten yaklaşık 100 yıl sonra devam ettiğini Diodoros ve Thukydides eserlerinde belirtirler. ” Didymeia Oyunları antik çağın en eski en görkemli şenliklerinden biriydi. Apollon Tapınağı’nın yaklaşık 15 metre güneyinde yedi sıralı bir stadion(stadyum) vardı. Tanrı Apollon adına yapılan ve Miletos’taki 29. 56 m x 192. 25 m boyundaki yirmi sıralık ve 15 bin izleyici kapasiteli stadyumu da kapsayan Didymeia Oyunları antik çağda büyük önem taşırdı. Aynı anda 24 atletin yarışabileceği görkemli bir koşu pisti vardı. Datça Yarımadası’nın ucunda bulunan M. Ö. VII veya IX. Yüzyılda Posideion’un oğlu Triopas tarafından kurulduğu ileri sürülen Antik Knidos kentinde, Knidos Lindus, Talyssus, Halikarnassus, Ialyssus ve Cameros ile birlikte Heksapolis(Altışehir) Birliği’ni kurmuştu. Bu birlik Knidos’un Triopion denilen bölgesinde Tanrı Apollo adına görkemli bir mabet yaptılar. Bu altı şehir devleti her dört yılda bir Triopion’da Tanrı Apollo adına Triopion Oyunları düzenlerlerdi. Herodot bu konuda şunu yazar: “Triopionlu Apollo şerefine yapılan oyunlarda, kazananlara verilen mükafat tunçtan yapılma üç ayaklı sehpa idi. Bu sehpalar alınıp, götürülmez. Mabedin içinde kalır ve ilaha hediye olurdu. Fakat Halikarnaslı (Bodrum) Agasiki namındaki bir adam bu oyunlarda kazandıktan sonra bu kanuna karşı geldi ve sehpayı alıp evine götürdü. Onu duvarına astı. Bu olaya karşı diğer beş şehir Halikarnassus’u birlikten çıkardı ve adları Pentapolis(Beşşehir) Birliği olarak değiştirildi. ” Burada özünde vurgulamak istediğimiz nokta Antik Çağdaki spor anlayışını sadece Peloponez Yarımadası üzerine inşaa edilmesinin yanlışlığıdır. Kültürler tarih boyunca birbirlerinden etkilenmişlerdir. Bu realiteyi yadsımak, tarihi inkar etmek demektir.
 
  Bugün 141 ziyaretçi (181 klik) kişi burdaydı!
MEB ANASAYFA MEB E-OKUL MEB E-OKUL VELİ BİLGİLENDİRME SİSTEMİ
BU BENİM ESERİM E-EĞİTİM İLSİS
ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ SİSTEMİ - SBS MEB İNTERNET RADYO TV İLKÖĞRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
MEMURLAR.NET MEB İNTERNET İHBAR HATTI BİLGİSAYARLI EĞİTİME DESTEK

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=